Meslekte yarım asrı geride bırakan usta sadekar Arsen Arzuman, özgün mücevher modellerinin yanı sıra 25 yıl boyunca altın saatlere de imzasını atmış. 1965 yılında çırak olarak adım attığı Çuhacı Han’da çalışmalarını sürdüren Arzuman, sektörün tek çıkışı olarak ihracatı görüyor.

‘Arsen Arzuman’, 1965’ten başlayarak 2018’e kadar sadekarlık sanatının çıraklık-kalfalık-ustalık dönemlerini yaşayarak mesleğini bugüne kadar başarıyla taşıyan bir isim… Sadekar ustası Arzuman, 1965 yılında çırak olarak işe başladığı tarihi Çuhacı Han’da sadekarlıkla ilgili ilk eğitimlerini ‘Boğos’ ve ‘Varujan’ ustanın yanında almış. Usta, mesleğe yaylı kelepçelerle şekillendirdiği altın saatleri el emeğiyle üreterek başladı. 25 yıl boyunca gelen özel siparişlerle altın saat modellerini üretmeyi sürdürdü.  Çıraklık ve kalfalık sürecinin ardından askerlik hizmetini tamamlayan Arzuman, çırak olarak çalışmaya başladığı Çuhacı Han’da 1975 yılında ilk atölyesini açtı. Sadekar ustası, geçen süre içerisinde mesleğin çok değiştiğini belirterek, “O gün sermayesi az olan dükkan açabilirdi; ancak bugün çok zor. Belki de işin kötüsü; artık mesleği bilmenize bile gerek yok. Eğer, bir birikiminiz varsa bu işi rahatça yürütebiliyorsunuz.” diyerek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Mesleğe başladığımız yıllarda şartlar çok farklıydı. Her şey el emeğiydi. O zamanlar makineleşme yoktu. Bugünkü çıraklıkla bizim dönemlerdeki çırakların arasında dağlar kadar fark var. Her şeyden önce 5 yıl çıraklık-kalfalık dönemi olurdu. Sabah geldiğinde tezgahın başında beklersin, tezgahı süpürürsün. Ustanın çayını hazırlar ve belli bir süre sadece seyredersin. İşi öğrenmek ise yıllar sürebiliyordu. Bugün ise ellerinin altında makine olduğu için 1 yılda usta oluyorlar.”

Teknoloji ustalığı bitirdi!
Ustadan icazet alınmadan dükkan açılışının yapılmadığını aktaran Arzuman, teknolojinin mesleğe girmesiyle ustalığın ve el emeğinin olumsuz etkilendiğini vurguladı.

“Kalfa, ustanın yarısıdır. O kalfa yetişir askere gider, gelir ve ustasından icazet alarak dükkanını açar. Teknoloji ustaları bitirdi. Ustalık bitmez belki; ama bir usta oturup 1 yüzüğü 1 haftada yapsa ne alacak! Alacağı para, evini geçindirmeye yetmez. Ama, makinede yüzlerce model yapılıyor. Bununla baş edemezsiniz. Diğer yandan, kuyumculukta arz fazla, talep ise az. Sektör olarak komşularımızla aramız daha iyi olsa ticaret artar ve üretim yerini bulur. Çünkü, bu mesleğin anavatanı Türkiye’dir.”

Saatçi Sadekar
Arsen Arzuman, 25 yıl boyunca el emeğiyle atölyesinde geliştirdiği altın saatleri talep eden tüketici grubunun da artık pek kalmadığına inanıyor.

“Mesleğe saat işiyle başladım. O yıllarda yaylı kelepçeler vardı. Ve o kelepçeleri nezih insanlar takardı. Altın saatleri, 22 gramdan üretiyorduk. Zamanla altın fiyatı yükseldiği için insanların alım gücü azaldı. Bu saatleri takmak belli bir kültür gerektirirdi, şimdi maalesef o kültürden insanlar kalmadı. Geçmiş yıllarda evlenen insanlar, hediye takı olarak saat alırdı. Şimdi, o gelenek de bitti.”