Mücevheri kişisel bir sanat formu olarak tanımlayan tasarımcı Elif Diniz Kaysılı’ya göre, mücevher kişi hakkında birçok ipucu veriyor. 

YAZI: DENİZ İYİDOĞAN

Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?    
İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nü bitirdikten sonra çeşitli sektörlerde çalıştım. İş süreçlerinin ardından hayalim olan sanata eğilmeye karar verdim. Bu kapsamda, Salzburg Yaz Akademisi'nde çağdaş takı üzerine atölye çalışmalarına katıldım. Bu çalışmalardan sonra Golden Anatolia Mücevher Enstitüsü'nde Koordinatör Murat Niş’ten kuyumculuk tekniklerini öğrendim. Buradaki eğitimden sonra ufak- tefek yaptığım çalışmaları Murat Niş’le birlikte takıya dönüştürdük. Bu iş bir tutkuya dönüşüp, üretimlerim sahiplerini bulmaya başlayınca da 2016 yılı başında Sultanahmet'te Atelierelif kurdum. Atelierelif'te tasarımla üretimin her aşamasını gerçekleştirebildiğimiz keyifli bir atölye ve misafirlerimizi ağırladığımız bir showroom var.


Tasarımlarınızı yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
Heykel eğitimim sırasında aldığım bir derste, ekleyerek ya da eksilterek çalışmaya olanak veren mumla tanıştım ve mum bu özellikleriyle benim için vazgeçilmez bir malzeme oldu. Heykel mantığında başladığım takı serüveninde heykelin içinde bulunduğu mekanla ilişki içinde olması gerektiği gibi, takının da bedenle olan ergonomik, estetik ve düşünsel ilişkisine dikkat ediyorum.

Tasarımın sizin için anlamı nedir?
İyi tasarım, sıra dışı ve yenilik getiren, aynı zamanda ergonomik olandır. Takı yaparken bazen malzemenin kendisi yolu açıyor ve doğaçlama devam ediyor, bazen de bir hissi yansıtmak ya da çağrıştırmak istiyorum ve çizim veya maketle planlı bir şekilde başlıyorum. Herhalde, dikkat ettiğim, işin titiz bir şekilde bitmesi, elde yapılma izinin hissedilmesi, başlarken hissettiğim duygusal titreşimi yansıtmasıdır. Bir takıya başladığımda eğer bir diğerini düşünmeye sürüklüyorsa heyecan orada başlıyor. Bu yaratım süreci insanın kendi içinde yaptığı bir yolculuk… İsteğim bu işlerin bir araya geldiğinde sözsüz bir şiir oluşturmaları. Ve kullanacak kişinin de bu şiirin bir dizesiyle kendince bir diyalog içinde olması. Tasarımlarımı gece ve gündüz işi olarak ayırıyorum. Yani kalple yaptıklarım ve akılla yaptıklarım diyebilirim. Kalple yaptığım tasarımlarımı henüz satışa çıkarmadım. Sayıca fazlalaşmasını bekliyorum.
 

Kadınların mücevhere olan ilgisini nasıl buluyorsunuz?
Türkiye'de gelenekselin yanı sıra mücevheri trendlere göre satın alan büyük bir kesim var. Bana göre, mücevher son derece kişisel bir sanat formudur ve mücevher tercihi, kişi hakkında pek çok ipucu verir.
 

Şu an üzerinde çalıştığınız yeni bir koleksiyon var mı?
Yeni koleksiyonumun satışı için yurt içi ve yurt dışı satış noktalarıyla görüşmeler yapmaktayız, aynı zamanda her biri tek olarak ürettiğim "Derin Dünya" koleksiyonuma yeni parçalar yapıyorum.