Doğadan ilham alan, farklı çizgileriyle sadece Türkiye’de değil, dünyada tercih edilen bir marka olan Roberto Bravo, her koleksiyonunda özgün hikaye, apayrı bir konsepti müşterileriyle buluşturmanın haklı gururunu yaşıyor.  

Bugün, neredeyse tüm markaların arkasında iyi kurgulanmış bir hikaye yatıyor. Dünya markası olma vizyonuyla hareket eden Roberto Bravo, doğadan ilham alarak geliştirdiği ve hikaye örgüsü çok güçlü koleksiyonlar, adeta kelebek etkisi yaparak tüm kadınları büyülüyor. Roberto Bravo Pazarlama ve Marka Müdürü Selin Nizam ve Tasarım Danışmanı Özgül Sokullu’yla markayı, tarzını, güncel koleksiyonlarını ve trendleri konuştuk

Roberto Bravo’nun tasarım çizgisi hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Mineyi, yani rengi çok iyi kullanıyoruz. Ayrıca, kalitesi çok iyi. Parçaların birbirleriyle uyumu, renklerin uyumu ya da kendini ifade etme tarzından Roberto Bravo olduğunu anlıyorsunuz. İnsanı günlük hayattan kopartıp biraz ‘day dream’ yani hayale yönlendiren bir tarzı var markanın… Altınla yapılan çalışmalarda da çok akıcı ve güzel çizgileri, çok estetik kullanan bir şirket…

Roberto Bravo’nu diğer markalardan ayırt eden işareti ve izleri neler?
Sıra dışı hikayelerle doğadan ilham alarak koleksiyonlarımızı hazırlıyoruz. Her kadının da mücevherde bu motifleri sevdiğini biliyoruz. En azından bizim kadınlarımız seviyor, çiçek, kelebek motiflerini… O yüzden bizim her koleksiyonumuzda mutlaka bir hikayesi, motifi, modeli olsun doğadan alınmış figürleri var. Dünyada sayılı birkaç markanın kullandığı sıcak mine ve özellikle bir rodaj tekniğini Türkiye’de sadece Roberto Bravo gerçekleştiriyor. Dolayısıyla doğa motifleri ve teknik uzmanlık birleştiğinde markanın imzası ortaya çıkıyor.  

Bir koleksiyon tasarlarken veya planlarken en çok önem verdiğiniz konu nedir?
Tasarım yapmak bir nevi problem çözmektir. Birilerinin düşlerine girecek takıları yapıyorsunuz; ama şirketin ve pazarın dinamikleri, trendler, teknik özellikler yani bunların hepsi önemli hale geliyor. Bileşeni çok fazla, en önemli özelliği estetik algısının yüksek olması diyebiliriz. Eğer bir şirketin çizgisine özel tasarımlar yapıyorsanız, o şirketin tasarım DNA’sını yaptığınız koleksiyona yansıtmanız gerekiyor. Bu da ya teknikle, ya estetik duruşuyla kendini ortaya koyuyor. Bir marka algısı da; ancak böyle oluşuyor. Başkalarının yapamadığı şeyi siz iyi yapıyor oluyorsunuz.

2018 yılı için imza attığınız koleksiyonlar nelerdi?
Soul Dance, Salsa ve Kaz Ayağı koleksiyonlarımız var. Bunların içinde en öne çıkanı Soul Dance (Ruhların Dansı). Koleksiyon, Kuzey Işıkları’nın “Kri” yerlilerince “Ruhların Dansı” ismiyle yorumlanan romantik hikayesine ithaf ediliyor. Soul Dance koleksiyonu, özgün kılan pırlanta ve değerli taş görünümü yaratan özel işleme tekniğiyle, kadınlar üzerinde bu ışıltılı dansı anımsatan hatırlanmaya değer anlar yaratıyor. 1997 yılından beri sıra dışı hikayelerden aldığı ilhamla özel rodyum kaplama tekniğini bir arada buluşturan Soul Dance koleksiyonu, pembe, sarı, siyah, beyaz ve çikolata olmak üzere 5 alternatif renk seçeneği sunuyor.

Bu yıl mücevherde hangi tür ürünler ve taşlar trend?
Bunlardan biri; dijital dünyanın etkisindeki daha parlak ve altını gösteren yüzeyler. Karşıdan gözükecek parçalar dersem doğru olur. Geometrinin hissedildiği, renkli taşın olmadığı, altın ve belki küçük taşlarla çizgisel dokunuşlarla ortaya çıkan, kulaklık şeklinden bileklik olabilen, şarnelin kullanıldığı, neredeyse yekpare parça diyebileceğimiz bir eğilim var. Bir diğer eğilim de noktalama yani bizim gravür, güverse dediğimiz doku. Granürün kullanıldığı tasarımlar daha çizgisel, ince tasarımlar. Fakat, o ince çizgilerle geometri haline gelmiş bilezikler, taşın çevresinde dokular vs. daha minimal tasarımları görüyoruz. Ayrıca, kadınları bu dünyadan alıp götürecek gündüz düşleri kurduracak, fantastik, egzotik bir takım yönelimler var. Orada çiçekler, doğa devreye giriyor. Mineleme ya da rodaj teknikleriyle renklendirilmiş, taşların da kullanıldığı takılar…

Peki, takıların bildik kullanım şekilleri devam ediyor mu?
Bedenin her alanı aslında takının evi… Yani, el ayasına da takı takabiliyorsunuz, pazuya da, elin bütününe de… Ve bunu tek tek değil, bir bütün olarak takabiliyorsunuz. Ear Cuff dediğimiz takılarda kulağın bütününü sarıyorsunuz. Yani insanlar; artık takılarla kendilerini daha çok ifade etmeye başladılar. Takı, insan psikolojisiyle çok alakalı. Kendini iyi hissetmek, bütünleştirmek ve statüsünü belirginleştirmesi gibi birçok sebebi var. Çağ ilerledikçe, yeni nesil ortaya çıktıkça klasik yaklaşımlar bir kenara çekiliyor ve yeni kullanımlar ortaya çıkıyor. Gündüz düşleri kurduracak takılardan başka, gökyüzü etkisini de görüyoruz tasarımlarda. Yıldızların, astrolojinin olduğu takılar da var. Mistik ve spiritüel inançların günümüzde arttığını görüyoruz. Renk etkisi, yani kromatik renkleri göreceğiz. Bu daha gençlere hitap eden şekilde olacak. Daha ince ve geometrik çizgilerde takıları göreceğiz. Son 6 yıldır sadece altınla ve pırlantayla yapılan takılar değil; artık mix media dediğimiz karışık malzemelerin kullanıldığı takılar söz konusu olacak.

Alışverişte sıra dışı bir deneyim arayan müşterilere Roberto Bravo, nasıl cevap veriyor?
Hikayesi olmayan bir marka yaşayamaz. Kadınlar, aldığı üründen çok markanın ona verdiği hissiyatla ilgileniyor. Ürününü beğenmediği halde gidip markalardan ürün alan kadınlarda var, markayla çok özdeşleşmediği halde ürünle enteresan bağ kurduğu için gidip o ürünü alan da... Biz, bu iki seçeneği de sağlayan bir markayız.