Kapalıçarşı’nın deneyimli sadekarı Raffi Şadyan, İsviçre kraliçesinden Kaddafi’ye Türkmenbaşı’na kadar birçok ünlü kişiye mücevher tasarlamış. Şadyan, şimdi de Afrika kralının oğlu için altından heykel yapıyor.

Mesleğe nasıl başladınız?
1969 yılında babamın yanında işe başladım. Şu anda işe başladığım yerdeyim. Varakçı Han, babamın da çıraklığının geçtiği yer… Kardeşim Levon ve benim de ustam babamdır. O  zaman tabi ki böyle çok fazla modeller yoktu. Model az olmasına rağmen daha iyi kazanılıyordu. Kafamız daha rahattı. Bizim yaptığımız işler biraz enteresandı. Oymayla yapardık, takozu dökerdik, eğelerdik. 60 gram dökerdik, 10 gram yüzük çıkardı.

O dönem usta- çırak ilişkileri nasıldı? 
Bizim yaşıtlarımızı konuşursak çok büyük değişiklik yok diyebilirim. Babamızın yanında 4-5 yıl çıraklık yaptık. O zamanlar broş çok revaçtaydı, çok yapıyorduk. Genelde elmas ve pırlanta çalışıyorduk. Renkli taşlar, o zaman pek yoktu. Şimdi ise ciddi bir renkli taş sirkülasyonu var.

Bugün 12 yaşında olsaydınız yine bu mesleği yapar mıydınız?
Yine yapardım yine girerdim. Çünkü, seviyorum bu işi. Ama, maalesef oğlum bu işi yapmıyor. Üçüncü nesil olarak yeğenim var. 

Mesleğin bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?
Kuyumculuk; artık sanat olarak bitti. Bilmiyorum, belki biz son kuşağız. Makineler ortaya çıktıktan sonra kimse oturup da uğraşmıyor. Biz mücevhere bir ruh katıyorduk, şu anda öyle bir ruh yok, kalmadı.

Hep özel siparişle mi çalışıyorsunuz? 
Hep özel müşterilerimiz var. Sağ olsunlar geliyorlar, resim getiriyorlar. Biz de yapıyoruz. Heykellerimiz var kuyumculukla bağdaşmıyor; ama seviyorum onları yapmayı. Bir şeyler oluşturmak, yenilik yapmak hoşuma gidiyor.

Hangi ünlü isimlere mücevher yaptınız?
İsveç kraliçesine bir broş kolye yaptık. Schumachere… Hollanda kraliçesinin gelinine bir takı yaptık. UEFA’nın bir şampiyonluk kupasını gümüş olarak yaptık.  Kaddafi’ye çok mücevher yaptık. Yüzüğü buradadır. Sonra öğrendik ki parmağını kesip yüzüğünü almışlar. Yüzük altından yapılmıştı, üzerinde de 765 tane de pırlanta taş vardı. İki tane de deve bilezik yapmıştık; ama onların akıbetini bilmiyoruz. Türkmenistan’ın Eski Cumhurbaşkanı Saparmurat Atayeviç Türkmenbaşı’na bir kırbaç yapmıştık. Bu yüzükleri yapa yapa heykele de döndük. Afrika kralının oğlunun portre heykelini yapmak için 10 kg altını bekliyoruz.

Mesleğinizi birkaç kelimeyle tanımlamanızı istersek nasıl ifade edersiniz?
Ben kendimi çok kuyumcu olarak tanımlayamıyorum. Sadece bir şeyler yapmaya çabalıyoruz. Yurt dışında fuarlara gidiyoruz ve o kadar güzel ürünler görüyoruz ki… Bizim çok eksiğimiz var. 

Gelecekte nasıl bir yerde görüyorsunuz sektörü?
Yetiştireceğimiz kimselerin biraz sabırlı olması gerekiyor. 5-6 yıl yanımızda bir şeyler öğrensinler ve usta olsunlar. 4-5 yıldır yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Üniversiteden staj için geliyorlar. Gelenler arasında Nazan Pak, Ela Cindoruk ve Selin Kent gibi yetenekli isimler çıktı.

Koleksiyon anlamda mı yoksa genelde tek mi çalışıyorsunuz?
Her şeyi çalışabiliyorum. Klasik, şu anda biraz çoğalmaya başladı. Eskiye ilgi var. Art Deco, Art Nouveau ürünlere ilgi var. Yenilikleri görmek için yurt dışı fuarlarına gidiyorum. Yeni bir şey yapmazsanız vitrine bakmıyorlar bile… 

Dünyadaki gelişmelerden mücevher müşterisi nasıl etkileniyor?
Eskiden 1 kırat ve üstü taş satardık, şimdi ise 0,40 santim ve 50 santime indik. Dolar çıktıkça satışlarımız azalıyor. Daha çok 1- 1,5 bin dolarlık yüzükler satılıyor. Eskiden gemilere mal yapardık ve 5 bin dolardan aşağı mal yoktu, bugün bu rakam 500 dolara düştü.

Müşterilerle yaşadığınız anıları paylaşır mısınız? 
Bir müşterim altınları ve taşlarını getirmişti. Biz malları yaptık. Artık yanlış mı saymış bilmiyorum. 72 tane fazla taş vermişim ondan dolayı müşterilerim çoğaldı. İlk müşterilerim Ankaralılar oldu. Ankara bitti, şimdi İstanbul, New York ve İsveç var.