O bir telkari ustası… Çocuk yaşta başladığı sanatı, geleceğe taşımak için uğraşıyor. Antep’e has modellerin kalıplarını toplayan Ekrem Soygenç, sponsor bulabilirse bu kalıpları üretmeyi planlıyor.

Gaziantep denince akla önce yemekleri gelir kuşkusuz…  Günümüzde etkisi az da olsa Antep, geçmişte kuyumculukta da önemli modellere imza atmış. Öyle ki bazı ustalara göre, Antep’in takı modelleri yemek çeşitlerinden bile fazlaymış… 

1953 doğumlu olan Ekrem Soygenç, 5-6 yaşından beri telkari sanatıyla uğraşıyor. 60 yıllık ömrüne birçok başarıyı sığdırmış. Antep’te kuyumculuğun değişimine şahitlik yapmış. Zamanla yöreye özgü modellerin kaybolmaya yüz tuttuğunu fark eden telkari ustası Soygenç, Antep kuyumculuğunun gelişmesine büyük katkıları olan ustaların kalıplarını biriktirmeye başlamış. Deyim yerindeyse Gaziantep kuyumculuk tarihi, ustanın binbir zorlukla elde ettiği, biriktirdiği bu kalıplarda saklı…

Sözü fazla uzatmadan hikayenin geri kalanını Ekrem ustadan dinleyelim.

Geçmişe götürmek istersek nasıl başladınız mesleğe?

Ağabeyim, Kemikli Bedesten’de Şefik Yalman ustanın yanında işe başlamıştı.  1959 yılında ağabeyim, eve iş getirdiğinde ben de yapardım. Bugün, gibi hatırlıyorum, daha 5-6 yaşımdaydım ilk olarak Antepli gerdanı modelini yapmıştım. Beypazarı dantel telkarinin aynısı… Zaten, Antep ve Beypazarı biraz çakışır. Beypazarı’nda ilk kuyumculuk işi yapan Antep’ten giden bir kuyumcu ustamız… Bu nedenle bizim mesleki terimlerimizle Beypazarı’nın terimleri birbirini tutar. Atölyeye öğle yemeğini götürdüğümde beni bırakmaz çalıştırırlardı. İlk olarak Şefik ustanın yanında çalıştık, daha sonra Mustafa Ertütüncü ustanın yanına geçtik. İş hayatı devam ederken eğitimi de bırakmadım. Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Brüksel Üniversitesi’nde Kimya Bölümü’nde bir süre okudum; ancak askerlik nedeniyle geri dönmek zorunda kaldım.

Hangi dalda uzmansınız?

Telkari ve astar işinde uzmanlaştım. Antep’e özgü modellerin hepsini yaptım. Ancak, eski takı modellerinden günümüze hiçbiri kalmadı.  Antep’in takı modelleri yemek çeşidinden daha fazla… Taç, tepelik, şekke, hamayıl, çalma (zincirler), oğlan küpesi, nazarlıklar, Antepli gerdanı (koruklu), saç bağı (kaytan), iğdeli ve savatlı bilezikler bu modellerden bazıları…

Kalıpları, arşivleme, koruma ve toplama düşüncesi nasıl oluştu?

Emek verilmiş, göz nuru verilmiş şeyleri atmak içimden gelmiyor. Mustafa Ertütüncü ustam da hiçbir şeyi atmaz, her şeyi biriktirirdi… Belki de ustamdaki titizlik bana geçti. Birçok kişi için bunlar, hurda; ama ben kalıplara hiç o gözle bakmam. 

Hurdaların altında Gaziantep kuyumculuk tarihi mi yatıyor?

Tabi ki… Antep’in ilk kuyumcu ustalarının izleri var bu kalıplarda… Eski ustaların iş anlayışları da çok farklıydı. Hacı Abdullah Övünçsöğütlü ustanın esnaflığına hayrandım. Hiç unutmam bir müşteri geldi, sabahleyin bir yüzük aldı: Bir buçuk liraya… Arkadan düğün yapmak isteyen 8-10 kişi geldi, hem oğlan hem de kız evinden… Birçok takı istediler. Ne dedi biliyor musunuz?  Ben, siftah ettim kızım, siftah etmeyen diğer komşulara bakın… 

Kaç modelin kalıbı var?

Toplamda 50’ye yakın modelin kalıpları var elimde… Söz konusu kalıplar, Gaziantep kuyumculuğuna büyük katkıları olmuş Türkistanlı Sait usta, Hacı Abdullah Övünçsöğütlü gibi değerli ustaların da aralarında yer aldığı kişilere ait… Bir kısmını satın aldım. Bu kalıpların en önemli özelliği tümüyle el yapımı olmasıdır. Bir sponsor bulabilirsem, kalıpların hepsini yeniden üretebilirim. Bu sayede Antep yöresine özgü takı modellerini sergilemeyi planlıyorum.

Telkari ustalığı yapıyor musunuz hala?

Son olarak Mardin’de valilik, belediye ve sosyal hizmetlerin desteklediği telkari kursunda eğitim verdim. Antep’e döndüm; ancak işçilik ücretleri düşük olduğu için tek başıma devam edemedim. Beklemedeyim, yine de ümitliyim. 

Gaziantep kuyumculuğunun Türk kuyumculuk sektörüne katkıları ne oldu?

Eskiden Maraş, Urfa, Mardin, Adıyaman ve Diyarbakır’dan alışveriş için Antep’e gelirlerdi. Altın her yerde var; ama özellikle gümüş takı için Antep’e çevre illerden gelen çok olurdu.  

Telkari işini Mardin, Antep’ten mi öğrendi?

Antep’te eskiden beri telkari işi yapılıyor. Her yörenin kendine özgü telkari modelleri var. Herkesin işleme tarzı farklı. Mardin’de müze müdürüyle görüştüm. ‘Mardin’e özgü ne var’ diye sordum. Mardin’in folklorlarında takı yok hiç. Müzede gördüğüm takıların hepsi de Antep malı. Hatta bir- iki modeli hangi ustanın yaptığını söyleyebilirim. 

Telkaride en çok hangi modeli yapmayı seviyordunuz? 

Üretici olduğun zaman birini diğerinden ayırmak çok zor…

Makineleşmeyle ustalık nereye doğru gidiyor?

Bana göre iyiye gidiyor. Her ne kadar makineleşse de fabrikalaşsa da el emeğine ihtiyaç var. 

Piyasada işler nasıl şu anda?

Piyasada otantik furyası var. Az gümüş, çok bakır veya pirinç dediğimiz malzemeden yaparak bu işi iyice çürütüyorlar. Makineyi bitiremeyiz; ama el işi yapan kazanır. Kuyumcunun sermayeye ihtiyacı yok, yeter ki meslekte bileziği eline taksın. 

Telkari Anadolu kültüründe çok önemli bir sanat... Peki, sizce telkari hak ettiği değeri buldu mu?

İşlemesi meşakkatli, zaman alan, dikkat isteyen bir iş… Ancak, iş kazanç yönünde hak ettiği noktada değil.